whatsapp
Giriş Yap

Şifremi Unuttum

Haber Detayı

Yatağan’ın ve Ege’nin Zeytinyağını Dünyaya Tanıtan Eczacı Atilla Totoş - DEMEÇ GAZETESİ
2018-11-03 00:28:46

Milliyetçilik işte budur. Kuru kuruya Vatan, Millet ve Sakarya edebiyatıyla ve hamaset yapmakla olmuyor. Milliyetçilik üretmekle, emekle ve çalışmakla oluyor. Atilla Bey,  bizleri bu yönüyle temsil ettiği içinde teşekkür ediyoruz. Bu başarısını gördüğüm ve takdir ettiğim için,  ayrıca kendisini de Yatağanlı bir hemşerimiz olduğu içinde bu söyleşiyi yapma ihtiyacı hissettim. Güzel ve anlamlı bir söyleşi oldu.

Turgay Mutlu: Hangi tarihte ve nerede doğdunuz?

Atilla Totoş: 17. 8. 1962 Tarihinde Etlik—Ankara doğdum.

T.M: Okul öncesi mahalle arkadaşlarınızla ne tür oyunlar oynardınız?

A.T: Çember çevirirdik. Kuka (kiremit oyunu) oynardık. Akşamın alacası indiğinde saklambaç oynardık. Yarı karanlıkta saklambaç oynamanın tadı hiç bir yerde yok. 15 sene önce Dipsizde dostlarla piknik yaparken son alaca karanlık saklambacımızı çocuklarımızla birlikte oynadık.

T.M: İlkokulu hangi okulda okudunuz? Öğretmeniniz kimdi?

A.T: Ankara—Hıdırlıktepe İlkokulunda okudum. Nimet Kaya ve Cevat Kaya öğretmenimizdi.

T.M: Ortaokulu nerede okudunuz? Anılarınız var mı?

A.T: Atıfbey Ortaokulunda okudum. Anarşi denilen yıkıcı faaliyetlerin ortaokula indiği zamanda ben Ortaokuldaydım. Acılı dönemlerin başlangıçlı yıllarında okumak bizim kuşak için azaptı.

T.M: Liseyi nerede okudunuz? Paylaşmak istediğiniz anılarınız nedir?

A.T: Liseyi,  bu hengame içerisinde Ankara Yıldırım Beyazıt Lisesinde okudum. Lise üçüncü sınıftayken orta 3. Sınıfın ders kitaplarını anarşi yüzünden henüz bitiriyorduk.

T.M: Üniversiteyi nerede okudunuz? Anılarınız var mı?

A.T: Üniversite yılları hayatımın en zevkli okul yıllarıdır. Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesinde okudum. Bir öğrencinin aynı sırayı paylaştığı insanlarla yaşayabileceği her şeyi o güne kadar saklamışım. Çok kıymetli dostlar,  arkadaşlar edindim. Hayatımın en mutlu günlerini yaşadım. Bu sırada da Muğla damadı olma şansını yakaladım. Kızınız bir yıl boyunca beni, peşinden koşturttu.

T.M: Askerliği nerede ve ne zaman yaptınız? Anılarınız var mı?

A.T: Bütün Sıhhiyeler gibi Samsun—Karatepe’de acemiliği attık üzerimizden. Oğlum henüz birkaç aylıkken ben askerdim. Annesi hadi Oğlum çağır Babayı çağır derken,  İzmir’e kurayı çektik. Benim içinde askerlik bitmiş oldu. Karşıyaka’da Girne Bulvarına paralel Reşadiye Jandarma Dispanserinde eczacı olarak yaptım. Askerlik bu kadar zevkli olabilirdi. Ya eşim gelir ya da ben her hafta sonu Yatağan’a giderdim. Askerliğin hasret korkusu bize hiç uğramadı.

T.M: Askerden önce ve sonra nerelerde çalıştınız?

A.T: Askerden önce Bolu—Mudurnu Karaçomak Beldesinde ilk eczane tecrübemi yaşadım. 14 ayın ardından Yatağan—Turgut Beldesindeki eczanenin taşındığını haber aldık. Ve buraya eczanemi taşıdım. 1 yıl sonra askere gittim. Eşimde eczacı olduğu için iş hususunda bir sıkıntı yaşamadık. Askerden gelince de bir süre eczacılığı devam ettim.

T.M: Politikayla uğraştınız mı?

A.T: Politikayla uğraşmadım. Ama ülkenin ve dünyanın siyasi gündemini perde arkasını görmeye çalışarak takip ediyorum. Eşimde de aynı bakış açısı vardır. Biz bu bakış açısını Atatürkçü Düşünce Derneği kurucu üyelerinden Emekli Albay Emin Fidan Beyden aldık. Olayları kesinlikle anıyla değerlendirmedik. Osmanlı ve Cumhuriyet kurulurken de benzer olayları bugünkü olaylarla karşılaştırılarak inkılap tarihi okuduk. O yüzden aktif politikayı hiç düşünmedim.

T.M: Evlilik ne zaman oldu?

A.T: 11. 7. 1987 Tarihinde Ula’da ve Ankara’da iki ayrı düğün töreniyle Eşim Sabahat (Paralı) Totoş ile evlendik. Türkiye’nin en güzel şehri Muğla’da tam bir Yörük olan Hüseyin Paralı’nın kızıyla iyi ki evlenmişim çok mutluyum.

T.M: Çocuklarınız var mı? Durumlarıyla ilgili ne söylemek istersiniz?

A.T: İrem İlker ve Erdem adında iki oğlum var. İrem İlker,  İzmir Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği okuyor. Erdem,  Muğla Teknoloji ve Kültür Kolejinde okuyor. Erdem’in başarısında Nevin Üstün Öğretmenimizin çok emeği vardır.

T.M: Hangi tür kitapları okumayı seversiniz?

A.T: Kitap okumayı çok seviyorum. Evde kendime ait kocaman bir kütüphanem var. Asla tek yönlü okumam. Zıt fikirleri aynı anda okumayı severim. Bu bana kendime ait orijinal fikri yapı sağlar. Araştırma,  politika ve alternatif tarih severim. Romanı yorulduğumda dinlenmek için okurum. Turgut Özakman’ın kalın kitaplarını bir gecede veya iki gecede okumuştum.

T.M: Atilla Totoş kimdir? Siz kendinizi nasıl tanımlarsınız?

A.T: Aslında tipik bir Anadolu gencidir. Türküyü,  şarkıyı seven,  ana fikir olarak ta hayırlı işler peşinde koşmayı seven,  toplumsal tansiyonu düşürecek ve güven ortamını sağlayabilecek her noktada var olmaya çalışan bir Türk askeridir.

T.M: Zeytinyağı fabrikası kurma fikri sizde ne zaman oluştu?

A.T: 2000 li yılların başında Türkiye’de yasaların değiştirilerek yabancılara toprak satışının mümkün hale geleceği söylenince hayata bakış açım değişti. Tarıma yatırım yapmayı, öncü olmayı ve toprağı kıymetlendirmeyi istedim. Büyük bir süt çiftliği kurmak istedim. Ancak burada zeytinyağının üvey evlat gibi görüldüğünü söyleyen başta Leyneli Ahmet Dalgıç olmak üzere birçok dosttan öneri ve rica geldi. Bunun üzerine zeytinyağı işletmesi kurmaya karar verdik. 2006 yılında kiralık bir yerde mekan açtık. Şimdiki kendi yerime 2008 yılında fabrika kurarak faaliyete geçtik.

T.M: Organik zeytin nasıl yetiştirilir?

A.T: Organik zeytin aslında bir sertifikasyon işidir. Aslında bizim bölgemiz, zeytinlerine gübre ve ilaç atılmadığından organiğe çok uygundur. Ancak yıl boyunca bunun izlenme şartı vardır. Yaprak ve toprak tahlilleri yapılmalıdır. Termik Santrali etki alanı dışında kalan bölgeler sertifika alabilirler. Bizim yöremizin dağ zeytinlerinin tamamı natüreldir.

T.M: Zeytinyağının Dünyadaki ve Ülkemizdeki yeri nedir?

A.T: Zeytinyağı meyveden elde edilen tek sıvı yağı olduğundan giderek kıymeti artmaktadır. Yaklaşık olarak 200 milyon ton bitkisel yağ üretimi vardır. Bunun yalnızca 3 milyon tonu zeytinyağıdır. Bir yılda herkese zeytinyağı eşit şekilde dağıtılsa bir kişinin zeytinyağı hakkı 450 gramdır. Tarım Bakanlığı desteğiyle yapılan dikimlerle Türkiye, dünya ikinciliğine adaydır. Pazarlama konusunda çok çalışmamız gerekiyor.

T.M: Piyasada o kadar çok zeytinyağı üreticisi var ki, siz nasıl bir marka olmayı planlıyorsunuz?

A.T: Eşim ve ben her ayın ikinci Cumartesi günü İzmir’de gurme eğitimi almaktayız. Böylece farklı lezzete sahip zeytinyağları üretiyoruz. Market rafları için ucuz zeytinyağı üretmeyi düşünmüyorum. Bizim lezzeti tadan bir daha bırakamaz. Zeytinyağımız kendi kendine reklamını yapıyor. Kaliteli zeytinyağı üretiyoruz. Markamız konusunda iddialıyız.

T.M: Zeytinyağı saklama kapasiteniz kaç ton? Bunları nasıl saklayıp, şişeleyip ve satıyorsunuz?

A.T: 50 Ton stoklama yapabiliriz. Bunun 22 tonu soğuk hava deposundadır. 250 cc den 5000 cc ye kadar dolum yapıyoruz.

T.M: Bugüne kadar kaç ödül aldınız?

A.T: 3 Yıldır Uluslararası yarışmalarda ödüller alıyorum. 3 yılda 8 ödülümüz var. 2013 yılında Türkiye ve Japonya’da gümüş,  2014 yılında yine Türkiye ve Japonya’da Altın madalya aldık. 2015 Yılında Türkiye,  Amerika ve İtalya’da Altın madalya aldık. Japonya’da gümüş aldık. Ancak Japonların yazısı özür diler gibiydi. 2014—2015 yılında bir yıllığına Tübitak—Tüsside bünyesinde TC GTHB na kümelenme konusunda teknik danışmanlık yaptım.

T.M: Natural zeytinyağının sağlıktaki önemini bize anlatır mısınız?

A.T: İngiltere’de iki bilim adamının dünyadaki tıp fakültelerinde yapılmış çalışmaları topladığı ( Zeytin ve zeytinyağının şifa gücü) adlı kitap 1600 sayfadır. Bu demektir ki doğru işlenmiş zeytinyağı birçok hastalığa iyi gelir.

T.M: Zeytinde bu sene rekolte nasıl?

A.T: 3 Yıldır rekolte zayıf. İklim şartları ve çiftçinin özen gösterememesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.

T.M: Zeytinden kaç çeşit mamul, ürün ortaya çıkıyor?

A.T: Sadece bir fikir verme açısından şunu söyleyebilirim. İzmir’de bir firma otuzun üzerinde zeytinyağlı kozmetik ürün yapmaktadır. Ayrıca birçok krem tarzı ilacın içine zeytinyağı konulmakta.

T.M: Eski taş değirmenle ezme usulü zeytinyağı çıkarılırdı. Şimdi modern yöntemle fabrikalarda üretim yapılıyor. Sizce hangisi sağlıklı? Neden?

A.T: Eskiden ayakyağı da vardı. Köyün en şişman kadını ( tabi o zaman çizme yok) çıplak ayakla zeytini ezerdi. Zeytin ezilirken (oleuropein—oleochantal) açığa çıkan şifalı maddeler o bayanın ayağındaki tüm hastalıkları iyileştirirdi. O yüzden köyün en sağlıklı ayakları o şişman kadında olurdu. Bilim ışığında gelişen yeni teknoloji kıymetsiz ise son model arabalar yerine At alın.

T.M: Zeytincilik geleceği olan bir yatırım mıdır?

A.T: Türk toplumunun beslenme zincirinde olan her türlü natürel gıdanın geleceği vardır. Geleceği karartan rekabetçi ürün yapıyorum diyerek hile yapanlardır. Namuslu çalışanların geleceğini bunlar karartır. Bu bakımdan zeytincilik iyi bir yatırımdır.

T.M: Kontini sistem hakkında bilgi verir misiniz?

A.T: Kontini,  kesintisiz ürün işleme anlamına gelir. Ancak bugünkü teknolojiyle ve Tarım Bakanlığı desteğiyle ulaşılan noktada kontini sistem,  kusursuz zeytinyağı üretmenin en sağlam yoludur.

T.M: Zeytinyağı fabrikası kurmak isteyenlere devletimiz destek veriyor mu? Teşvik ediyor mu?

A.T: Sıfırdan zeytinyağı fabrikası kurma desteğini artık devlet vermiyor. Ancak modernizasyon ve kapasite artırımı gibi konularda destek veriyor.

T.M: En iyi yağlık zeytin hangi tür zeytindir?

A.T: Türkiye’de Gemlik çeşidi hariç doğru işlenmesi halinde tüm zeytin çeşitleri mükemmel zeytinyağı verir. Bölgeye adapte olmuş çeşit tercih edilmelidir. Bizim bölgenin Ata—Dede zeytini en uygun olanıdır. Gemlik dünyanın en iyi sofralık zeytininin yapıldığı çeşittir.

T.M: Sizin yaptığınız soğuk sıkma işlemini anlatır mısınız?

A.T: Soğuk sıkım tekniğinde asıl amaç,  yüksek kaliteli gıda üretmektir. Aydın ve Muğla illeri Memecik Bölgesi diye anılır. Sektörde bu bölgenin adı, rafinasyonluk kötü yağ üreten bölgeydi. Biz soğuk sıkım ve doğru duyusal analiz teknikleriyle Türkiye’nin en iyi yağlarının buradan çıkabileceğini gösterdik. Müşterime şunu söylüyorum; ‘’ Bakırda sarı,  altında sarı boynuna hangisini asarsın.’’

T.M: Tarım Ülkesi olduğumuz halde kişi başı zeytinyağı tüketimi düşük. Bunun artması için ne yapılmalıdır?

A.T: Çok can yakıcı bir soru bu. Sağlık desteği sunduğu için herkes zeytinyağı yemeye çalışıyor. Ancak çuvala girmiş kokmuş zeytinlerden çıkartılan yağlar,  elbette ki lezzet yönünden olumsuzluk taşır. Bu da tüketici şikâyetlerine yol açmakta. Rafine edilmiş yağların kötü olmayan lezzetine karşı zeytinyağını zayıf düşürür. Bizim üretimimizden haberdar olan hiç kimse başka zeytinyağı bile yemiyor.

T.M: Güney Ege Kalkınma Ajansı (GEKA) Zeytin için teşvik veriyor mu? Katkı sağlıyor mu?

A.T: GEKA bölgesel kalkınmaya destek verdiği için örnek kuruluşları vitrine taşıyarak gelişmeyi

Sağlamaya çalışıyor. Yeni üretim tesis kuruluşuna destek vermiyor. Kurulumu tamamlanmış işletmelerin Ulusal ve Uluslararası tanınmasını destek vermeyi sürdürüyor. Bizde bu kapsamda Muğla,  Aydın ve Denizli’deki zeytinyağı üreticilerinin temsilcisi olarak Moskova 2015 Expo Fuarına GEKA desteğiyle katıldık.

T.M: Atilla Bey,  İlçemizin adını ürettiğiniz zeytinyağı markalarıyla,  aldığınız ödüllerle ve başarılı çalışmalarınızla Ulusal ve Uluslararası alanda tanıtıyorsunuz. Ayrıca Yatağan ekonomisine de katkı sağlıyorsunuz. Gelecekte birçok başarıya imza atacağınızı inanıyorum. Zeytinin anavatanının Muğla olduğunu da ispat edeceğinizi ve bu konuda elinizde verilerin olduğunu da biliyorum. Kolay gelsin. Ayrıca Zeytin ve zeytinyağı konusunda bu bölgenin tanıtımı için büyük emek harcıyorsunuz. Sizi kutluyorum. Söyleşi içinde teşekkür ederim. Son sözünüzü alalım.

A.T: Bu inceliği gösterdiğiniz için ben size teşekkür etmek istiyorum. Bir işin yapılması önemlidir. Ancak takdir edilmesi ondan daha önemlidir. İşi yaşatan ticaret kadar takdir görmesidir. Ben bu açıdan da tekrar sizi teşekkür ediyorum. Muğla’yı, Yatağan’ı ve halkını çok seviyorum. Faydam oluyorsa bundan mutluluk duyarım. Herkese sevgi ve selamlarımı sunarım. Son söz olarak ta Profesör Doktor Yahya Laleli’nin çok kullandığı bir sözle kapatmak istiyorum; ‘’Ne yer iseniz O’sunuz.’’